Bir ilaç verildiğinde vücut onu atmaya başlar. Yarı ömür, kandaki konsantrasyonun yarıya düşmesi için geçen süredir. Dört saatlik yarı ömrü olan bir ilaç, dört saat içinde 100'den 50'ye, sonra sekiz saat içinde 25'e ve bu şekilde düşer. Yaklaşık beş yarı ömür sonra, ilacın yaklaşık %97'si ortadan kalkar. Bu nedenle yarı ömür, dozlama sıklığını belirler. Kısa yarı ömrü olan bir ilaç sık sık alınmalıdır, uzun yarı ömrü olan bir ilaç ise günde bir kez veya daha az alınabilir.
Yarı ömür sabit bir özellik değildir. Karaciğer fonksiyonu, böbrek fonksiyonu, yaş ve diğer ilaçlarla etkileşimlerle değişir. Böbrek hastalığı olan bir hasta, ilacı daha yavaş atabilir, bu da yarı ömrünü uzatır ve toksisite riskini artırır. Karaciğer enzimlerini uyaran bir ilaç, başka bir ilacın yarı ömrünü kısaltarak etkisini azaltabilir. Yarı ömür ayrıca genetik nedenlerle bireyler arasında da farklılık gösterir. Bazı insanlar, sitokrom P450 enzimlerindeki farklılıklar nedeniyle ilaçları diğerlerinden daha hızlı metabolize eder.
Yarı ömrün etkilediği şeyler:
- Doz aralığı. Bir ilacın ne sıklıkla alınması gerektiği.
- Kararlı duruma ulaşma süresi. Kararlı kan seviyelerine ulaşmak için yaklaşık beş yarı ömür gerekir.
- Eliminasyon süresi. İlacın vücuttan atılması yaklaşık beş yarı ömür sürer.
- Birikim. Yarı ömrü uzun olan ilaçlar, çok sık dozlandığında birikebilir.
Yarı ömür, bir ilacın etkisinin ne kadar sürdüğünün ölçüsü değil, farmakokinetik bir parametredir. Bazı ilaçların etkileri, kanda bulundukları süreden daha uzun sürer.
Comments (3)
Leave a comment