Görecelilik, gerçeğin veya ahlakın bağlama bağlı olduğunu savunur. Bir kişi veya kültür için doğru olan, bir başkası için doğru olmayabilir. Bir toplumda doğru olan, başka bir toplumda yanlış olabilir. Bu görüş birçok biçimde karşımıza çıkar. Epistemik görecelik, bilginin bir çerçeveye göre göreceli olduğunu savunur. Ahlaki görecelik, ahlaki yargıların bir kültüre veya bireye göre göreceli olduğunu savunur. Kültürel görecelik ise, inanç ve uygulamaları kendi kültürel bağlamlarında anlamamız gerektiğini, kendi standartlarımızla yargılamamamız gerektiğini savunur.
Görecelilik, bazı gerçeklerin evrensel olduğunu savunan nesnelcilikle sıklıkla karşılaştırılır. Eleştirmenler, göreceliğin kendi kendini çürüttüğünü savunur. Eğer tüm gerçekler göreceliyse, tüm gerçeklerin göreceli olduğu iddiası da kendi içinde görecelidir. Savunucular ise göreceliğin, bizden bağımsız bir dünya olup olmadığıyla değil, kullandığımız standartlarla ilgili olduğunu söyler. Görecelilik, antropoloji, sosyoloji ve kültür çalışmaları alanlarında etkili olmuştur. Hoşgörü ve alçakgönüllülüğü teşvik eder. Ayrıca zor soruları da gündeme getirir. Eğer ahlak göreceliyse, kölelik veya genital mutilasyon gibi uygulamaları nasıl eleştiririz? Eğer bilgi göreceliyse, rekabet eden bilimsel iddiaları nasıl değerlendiririz? Görecelilik ve eleştirmenleri arasındaki tartışma, çağdaş felsefedeki en önemli tartışmalardan biridir.
Görelilik biçimleri
- Epistemik. Bilgi, bir çerçeveye göre değişir.
- Ahlak. Ahlak, kültüre veya bireye göre değişir.
- Kültürel. İnançlar ve uygulamalar bağlam içinde anlaşılmalıdır.
- Estetik. Güzellik, bireysel zevke göre değişir.
Görecelilik, hoşgörü ile aynı şey değildir. Hoşgörü bir değerdir. Görecelilik ise hakikatin ve ahlakın doğası hakkında bir iddiadır.
Comments (3)
Leave a comment