Hiçlik, varoluşun yokluğudur. Bir şey değil, herhangi bir şeyin yokluğudur. Filozoflar, hiçliğin meşru bir kavram olup olmadığını sorgulamışlardır. Parmenides, hiçliğin var olmadığını, çünkü hiçliği düşünmenin bir şeyi düşünmek anlamına geldiğini savunmuştur. Gorgias ise tam tersini savunmuştur: Hiçlik vardır ve var olsa bile onu bilemeyiz, bilsek bile onu iletemeyiz. Hiçliğin paradoksları, binlerce yıldır filozofları büyülemiştir.
Varoluşçular hiçliğe merkezi bir rol verdiler. Heidegger, kaygının hiçliği, yani varlığın temelini ortaya çıkardığını savundu. Sartre, dolu ve sağlam olan kendinde varlığı, bilinç olan ve hiçlikle karakterize edilen kendi için varlıktan ayırdı. Bilinç bir şey değildir; bir eksikliktir, bir olumsuzlamadır. Bu eksiklik, özgürlüğü mümkün kılan şeydir. Ne olduğumuzla belirlenmiyoruz, çünkü her zaman onu olumsuzlayabilir ve başka bir şey olabiliriz. Hiçlik sadece mantıksal bir bilmece değildir. İnsan varoluşunun bir özelliğidir. Bizler, neden hiçbir şey yerine bir şey olduğunu sorabilen varlıklarız.
Hiçlik hakkındaki sorular
- Hiçbir şey yok mu? Hiçbir şeyin var olmadığını anlamlı bir şekilde söyleyebilir miyiz?
- Hiçlik ve varlık arasındaki ilişki nedir? Hiçlik, varlığın yokluğu mudur, yoksa temeli mi?
- Hiçlik neyi ortaya çıkarır? Kaygı, özgürlük, varoluşun temeli mi?
Hiçlik, boşlukla aynı şey değildir. Boşluk, doldurulabilecek bir alandır. Hiçlik ise herhangi bir alanın tamamen yokluğudur.
Comments
No comments yet. Be the first to share a thought.
Leave a comment