Kötülük, en kötü türden yanlış davranışlar için kullandığımız kelimedir. Sadece zarar vermenin ötesine geçer. Kasıtlı zulmü, yok etme isteğini, kutsal bir şeye karşı ihlali ifade eder. Filozoflar, kötülüğün olumlu bir güç mü yoksa bir yoksunluk, iyiliğin yokluğu mu olduğu konusunda tartışmışlardır. Augustinus ikincisini savunmuştur: Kötülüğün kendi başına bir özü yoktur. Tanrı'dan uzaklaşma, iyiliğin bozulmasıdır. Diğerleri ise kötülüğü sadece bir eksiklik değil, dünyanın gerçek bir özelliği olarak ele alırlar.
Kötülük problemi, Tanrı'nın varlığına karşı en eski argümanlardan biridir. Eğer Tanrı her şeye kadir ve her şeyde iyiyse, neden kötülük var? Cevaplar arasında, kötülüğün gerçek özgürlüğün bedeli olduğunu söyleyen özgür irade savunması; acının karakteri geliştirdiğini söyleyen ruh yapıcı teodisi; ve Tanrı'nın nedenlerini yargılayamayacağımızı söyleyen şüpheci yanıt yer almaktadır. Bu problem din felsefesinde hâlâ canlılığını korumaktadır. Seküler filozoflar, sıradan insanların nasıl vahşet işlediğini sorarak, kötülüğü ahlaki psikoloji açısından incelerler. Hannah Arendt'in "kötülüğün sıradanlığı" ifadesi, büyük zararın canavarca bir niyetten değil, düşüncesizlikten kaynaklanabileceği fikrini yakalamıştır.
Kötülüğe yaklaşımlar
- Yoksunluk. Kötülük, iyiliğin yokluğudur.
- İkilikçilik. Kötülük, iyiliğe karşıt bir güçtür.
- Teodisi. Kötülük karşısında Tanrı'yı haklı çıkarmak.
- Ahlak psikolojisi. İnsanlar nasıl kötülük yapmaya yönelir?
Kötülük, ahlaki açıdan yüklü bir terimdir. Bir şeye kötü demek, onu sadece tanımlamak değil, kınamaktır.
Comments
No comments yet. Be the first to share a thought.
Leave a comment