Tabula rasa, zihnin doğuştan boş bir levha olduğu teorisidir. Tüm bilgi deneyimden gelir. Doğuştan gelen fikirler yoktur. Zihin, duyular onu doldurana kadar boştur. Terim, Latince'de "kazınmış tablet" anlamına gelir. Antik Roma'da boş balmumu tablet için kullanılmıştır. John Locke, bu fikri 17. yüzyılda popülerleştirmiştir.
Locke, fikirlerin doğuştan geldiği görüşüne karşı çıktı. Zihnin, hiçbir karakter içermeyen beyaz bir kağıt olduğunu söyledi. Deneyim onun üzerine yazar. Duyumlar malzemeleri sağlar. Düşünceler bunları düzenler. Bilgi deneyimden inşa edilir. Hiçbir şey doğuştan gelmez. Teori ampiristtir. Bazı fikirlerin doğuştan geldiğini savunan rasyonalizmle zıtlık oluşturur.
Tabula rasa'nın etkileri
- Tüm bilgi deneyimden gelir.
- Doğuştan gelen fikirler diye bir şey yoktur.
- Doğuştan gelen özellikler mi, yoksa sonradan kazanılan özellikler mi: Doğuştan gelen özellikler daha baskın.
- Eğitim ve çevre zihni şekillendirir.
- İnsan potansiyeli sınırsızdır.
Tabula rasa tartışmalı bir kavramdır. Modern bilim, beynin boş olmadığını, doğuştan gelen yapıları, önyargıları ve yatkınlıkları olduğunu göstermektedir. Örneğin, dil edinimi doğuştan gelen yetenekler gerektiriyor gibi görünmektedir. Noam Chomsky evrensel bir gramer savunmuştur. Bu, tabula rasa ile çelişmektedir. Ancak Locke'un fikri radikaldi. Kralların doğuştan üstün olduğu fikrine meydan okudu. Bilginin sabit olduğu fikrine meydan okudu. Herkesin her şeyi öğrenebileceğini söyledi. Bu demokratiktir. Aynı zamanda iyimserdir. Doğa ve yetiştirme arasındaki tartışma devam etmektedir. Zihin boş bir levha değildir. Ancak tamamen önceden programlanmış da değildir. Deneyim önemlidir. Doğuştan gelen yapılar önemlidir. Gerçek ikisinin arasında bir yerdedir. Tabula rasa bir uç noktadır. Gerçeğin tamamı değildir. Ancak güçlü bir fikirdir.
Comments
No comments yet. Be the first to share a thought.
Leave a comment