Bir zanaatkar, bir şeyleri elle yapar. Bu kelime, Latince "becerikli" anlamına gelen "artitus" ve İtalyanca "artigiano" kelimelerinden türemiştir. Bir zanaatkar sadece bir işçi değildir. Yıllarca pratik yaparak bir meslek öğrenmiş bir ustadır. Mobilya, mücevher, seramik, ekmek, peynir veya ayakkabı yaparlar. Elleriyle ve aletleriyle çalışırlar. İşlerinin kalitesiyle gurur duyarlar.
Zanaatkârlar birçok alanda çalışırlar. Bir çömlekçi çömlekçi çarkında kil şekillendirir. Bir demirci ocakta demir döver. Bir dokumacı tezgahta çalışır. Bir fırıncı hamur yoğurur. Bir kuyumcu taşları yerleştirir. Her birinin bir uzmanlığı vardır. Her birinin bir dizi becerisi vardır. Zanaatkâr bir fabrika değildir. Zanaatkâr bir makine değildir. Zanaatkâr, detaylara dikkat ederek, tek tek şeyler üreten bir kişidir.
El yapımı ürünler genellikle seri üretim ürünlerden daha pahalıdır. El sanatçısı fiyat konusunda rekabet edemez. El sanatçısı kalite konusunda rekabet eder. El sanatçısının eserinin bir karakteri vardır. Kusurları vardır. Bir hikayesi vardır. Etikette el sanatçısının adı olabilir. El sanatçısının itibarı eserine bağlıdır. El sanatçısı bir marka değildir. El sanatçısı bir kişidir. El sanatçısı her zaman aynıdır.
Comments
No comments yet. Be the first to share a thought.
Leave a comment